Dokunuşdaki Mucize

Bir çiçek… mesela Gül… onu görürüz, koklarız, ona dokunuruz tıbbi bir bitki olduğundan tüketirken tadını algılarız, günümüzde hassas ölçme cihazları ile büyümesini bile dinleyebiliriz Duyularımız aracılığı ile beynimize çeşitli mesajlar göndeririz. Duyular hayatımızı kolaylaştıran algılar geliştirir. Duyular bütününün amacı kişinin hayatta kalmasını sağlamak. 2008 de yapılan bir deneyde 6 gönüllü 48 saat bir sığınakta tutuldu. Deneklerin tutuldukları ortam karanlık, sessiz, kokusuz sadece bir yatağın bulunduğu bir hücre. 48 saatin sonunda yapılan testler deneklerin muhakeme yetilerinde ve kısa vadeli hafızalarında geçici hasar oluştuğunu gösterdi. Leipzig Üniversitesi Haptik araştırmalar Laboratuvarı Yöneticisi Dr.Martin Grunwald dünyanın sayılı haptik uzmanlarından.

Görme veya işitme engelli insanların doğduğunu ancak “dokunma duyusu engelli” bir insanın dünyaya gelmediğini söylüyor. Anne karnında görme ve işitme duyusundan önce dokuma duyusunun geliştiğini fetüsün kordonu kavramaya çalışması ve başparmağını emmesi ile açıklıyor. Dokunma duyusunun olmaması halinde insanın yaşayamayacağını iddia ediyor. (Sonradan kısmen dokunma duyularını yitirmiş hastalar hayatlarını çok zor şartlarda devam ettirebiliyor) Deneylerinde anoraxia hastalarına özel dikim neopren kıyafetler giydirerek dokunma hislerinin uyarılmasını ve vücut hatlarını fark etmelerini amaçlıyor. Bu yöntemle kişi vücudunu algılıyor.Vücudumuzu saran 6-7 m2 lık derimizde, eklemlerimizde, kas ve tendonlarda 300 ila 600 milyon reseptör bulunduğu tahmin ediliyor. Bu reseptörler sayesinde basıncı,ağrıyı, batmayı, ısıyı, dokunmayı hissediyoruz. Meissner cisimciği denilen küçük reseptör (40 mikrometer en 100 mikrometer uzunluğunda) hemen derinin ilk katmanının altında bulunuyor. Bu reseptörlerden parmak uçlarımızda çok fazla miktarda var. 1 mm2 de yaklaşık 24 adet bulunuyor.

Bu nedenle görme duyumuzla görmekte zorlandığımız hassas ayrıntıları bile algılayabiliyoruz. Traştan sonra elle yüzümüzü kontrol ediyor olmamız yada bir yapışkan bandın başlangıç noktasını  ararken banda bakmayıp hatta gözleri kapatıp hissetmeye çalışmamız görme duyumuz yerine dokunma duyumuza güvendiğimizi göstermiyor mu? Aynı şekilde karanlık ortamda bir şey ararken ellerimizle yolumuzu bulmaya ve nesneleri tanımaya çalışırız. Engelli bir kişi bir objeyi algılamaya çalışırken parmaklarını objenin üzerinde gezdirir.Bu algılama biçimine haptik algı diyoruz. Haptik Teknoloji alanındaki gelişmelere her geçen gün yenisi ekleniyor. Ancak insanın insana dokunma duyusunun yerini doldurabilecek hassasiyet henüz yakalanabilmiş değil. Bu bağlamda bazı mesleklerde “dokunma” bir nebze daha ön planda. Kuaför, Doktor ve diğer çeşitli sağlık personelleri gibi elbette Masaj terapisti için de bu geçerli. Masaj terapisti insan anatomisini iyi bilmeli. Masaj yaptıran kişinin varsa anatomik bozukluklarını fark edip doktora yönlendirebilmeli. Diğer taraftan doktorun yönlendirdiği hastalarda mevcut hassasiyetleri fark edebilip kişiye zarar vermeden masajı tamamlayabilmeli.

  Medikal analitik masaj kursu olarak sertifikalı masaj eğitimlerimizde   bunu önemsiyor ve eğitim programımıza haptik algı çalışmalarını dahil ediyoruz.Bilimsel verilere dayalı masaj eğitimlerimizde kursiyerlerimiz öğrendiklerini birbirlerine uygulama imkanı buluyor. Kursiyerlerimiz mezun olduklarında diğer Meslektaşlarından bir adım önde başlamaktadırlar.